Sudan Karaya Geçiş

David Attenborough'nun sunduğu "Life on Earth" serisinin 6. bölümünden alınmıştır. 

İlgili linkler: 
http://www.evrimianlamak.org 
http://www.evrim-teorisi.org

Yeryüzündeki yaşam hikayesinin en hayati basamaklarından biri yaklaşık 350 milyon yıl önce bu tatlı su bataklığında meydana geldi. Balıklar kendilerini sudan karaya sürüklemeye başladılar. O sıralarda karalar ilk bitkilerle kaplıydı. Bugünkü mangrov bitkilerinden çok farklı da olsalar yine de bitkiydiler. Onların arasından çıkabilmek için balıkların iki sorunu çözmesi gerekliydi. İlki karada sürüklenmeyle ilişkin mekanik problem, ikincisi karaya çıktıklarında da nefes alabilme problemi... Kendilerini karaya sürüklemek için buldukları çözümü, bugünkü mangrov bataklıklarında yaşayan küçük bir balıktan anlayabiliyoruz. Bu balık, ilk balıklarla hiç ilişkisi olmasa da, o anı kafamızda canlandırabilmemiz için bize bir fikir veriyor: çamur zıpzıpı.
Çamurda kümelenen küçük canlıları görmek için sudan çıkıyorlar. Ön yüzgeçleri bitişik kemiklere sahip, böylece kendini kaldırabilmek için bunları bacak gibi kullanıyor. Bunun gibi, kaslara sahip yüzgeçler geliştiren tek balık çamur zıpzıpı değil.
Omurgalı hayvanların karada hakim olduğu zamandan öncesine uzanan kayalarda bulunan ilk fosillerden biri: koelakant.
Bu oldukça eski balık da yüzgeçlerini bacak gibi kullandı mı?
Ne yazık ki 40 yıl öncesine kadar onlardan 70 milyon yıl daha genç hiçbir fosil bulunamadı. Bilim insanları bu balığın soyu mutlak olarak tükendiğinden bu soruyu yanıtlayamıyorlardı.
Biz Komorolar'da iken bir tane canlı olarak yakalandı. Gücü tükenmiş olmasına rağmen kameralar geldiğinde hâlâ canlıydı. 350 miyon yıl önce bunun gibi yüzgeçli balıklar denizlerde dolaşıyorlardı. Sığ sularda yaşayan bazılarının torunları karaya çıkmayı başarırken, bu canlının ataları değişmeden kalacakları sabit derinliklere indiler.
Komorolular yılda bir ya da iki koelakant yakalıyorlar. Derisi yenmeye müsade etmediği için onlara pek değer ifade etmiyor.
Fakat şimdi asıl büyük ödüller bilimsel enstitüler tarafından teklif ediliyor, bir tane yakalamayı başaran bu yaşlı amca yakında turnayı gözünden vuracak. Birkaç hafta içinde bazı araştırmacılar, karaya çıkan ilk omurgalı hayvanların kol ve bacaklarıyla çok yakın benzerlik taşıyan bu yüzgeçin yapısını incelemeye yoğunlaşacaklar.
Peki ikinci problem ne olacak? Karada soluk alma problemi.
Sualtında iyi işleyen ve çözünük oksijeni çeken solungaçlar, hava ile çalışmayacaktır. Balıklar bu sorunla nasıl baş etti?
Burası Doğu Afrika ve kuru mevsimin doruk noktasındayız. Kavrulan toprakta bir damla su bulmak bile mümkün değil. Ve şu anda, yakınımda soluk alan ve havayla yaşayan balıklar var. Tabii onları bulabilirsem. Altı ay evvel burası birkaç m. derinliğinde bir gölcüktü. Ancak kurak mevsim geldiğinde su buharlaştı ve içinde yaşayan balık, şimdi tuğla kadar sert olan, yumuşak sıvımsı çamurun içine çukur kazdı. Ve burada bir yerde koza yaptılar. Ve bu... birinin burnu gibi görünüyor. Çamurdan dışarı çıkmış. Şimdi bunu alıp su dolu bir akvaryuma koyarsam, yağmur erkenden yağmış gibi olacak ve balık canlanacak. İyice suyla ıslandığında çamur yumuşayacak ve döküldüğünde kağıt gibi kurumuş mukus ortaya çıkacak. İşte bu sıradışı yaratığın havada ve suda nefes almasını sağlayan gırtlağı.
Bu bir akciğerlibalık. Suda nefes alma aygıtı, yani solungaçları yeniden çalışmaya başladığında bir parça daha hava soluyacak. Havayı soluyabiliyor çünkü bağırsaklarından açılan kan damarlarıyla birlikte uzanan uzun bir kesesi var ve gazsı oksijeni nemli hattından çekebiliyor. Koelakantın akciğeri yok ama basit bir ayağı, yani kemikleri tarafından destekli etli bitime sahip yüzgeçi var. Bu nedenle ne akciğerli balık ne de koelakant karaya ilk çıkan canlı olamaz. Fakat bu iki hayati öğe bir canlıda oluştuysa, böyle bir canlı güçlü bir aday olabilir. Ve şüphesiz ki öyleler.
450 milyon yıl yaşındaki bu balık fosili ikisine de sahip. Buna eusthenopteron adı veriliyor. Yüzgeçinin etrafındaki kaya ve pullar kaldırıldığında kemiklerini görebilirsiniz: biri vücuduna yakın, ve diğer ikisi başka bir küçük kemik grubu. Karada yaşayan omurgalıların kol ve bacaklarının tam bir benzeri. Ve bu maceracı ata aynı bunun gibiydi. Ama neden karaya çıkmaları gerekti? Belki de kuraklık buna zorladı. Belki de yiyeceğin, çamurda dolaşan canlıların cazibesine kapıldılar.
Sebep ne olursa olsun, onun torunları karada daha fazla vakit geçirdiler. Milyonlarca yıldan daha fazla bir süre vücutları karada yaşamaya uygun biçimde evrim geçirdi ve ilk amfibyumlar oldular.


Garajımdaki Ejderha'ya çalışmaları için gönülden teşekkürler..

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !