Anadili söylemleri

 

Şu an Türkiye okullarında eğitim, Türkçe başta olmak üzere yedi dilde veriliyor

NECMİYE ALPAY (Arşivi)

Anadilinde eğitim gitgide daha güçlü bir talep olarak kendini dayattı ve yeni anayasa tartışmalarının yaşamsal konularından biri haline geldi. Anadilinde eğitim olanağı sistemde yer bulacak mı, bulacaksa bunun biçimi ne olacak?

Konu o kadar uzun bir süre inkarların, yasakların ve baskıların altında ezildi ki, şimdi tam bir bilgi yoksunluğu ve önyargı fazlalığı ortamındayız. Başbakan Erdoğan, Kürtlerin anadilinde eğitim talebi konusundaki soruya Türkiye’nin resmi dilini hatırlatarak karşılık veriyor. Ne demek istiyor, belli değil: ‘Anadilinizin resmi dil olmasını istemeyin de ne isterseniz isteyin’ mi? ‘Para basma yetkisinin yalnızca devletlere ait olması gibi, eğitim dili olma yetkisi de yalnızca resmi dile aittir’ mi? Bir geçiştirme cümlesinden ibaret de olabilir elbette o söz.

Bu arada erkeklerden oluşan konuşmacı gruplarının habire türban konusunu tartışması gibi, dilbilimcilerin ve eğitbilimcilerin olmadığı ortamlarda habire anadili konusu tartışıldığından olmalı, ‘anadil/ anadili’ farkı silinip gidiyor. Sözlükçüler herhalde farkındadır, ‘anadil’ sözcüğü bir süredir ‘anadili’ anlamında kullanılan bir galatımeşhura dönüştü. Bu, dilbilim açısından aynı zamanda bir iç sorun, bir terim sorunu anlamına geliyor, çünkü “anadil” demek, dil doğuran dil demek. Latince bir anadildir ve Fransızca, İspanyolca, İtalyanca gibi dilleri doğurmuştur. Oğuzca bir anadildir ve Türkiye Türkçesi, Türkmence, Azeri Türkçesi gibi bir dizi lehçe/dil doğurmuştur. Oğuzcanın anası Ana Türkçe, onun da anası “İlk Türkçe”dir vb (bkz. Talat Tekin ve Mehmet Sönmez’in “Türk Dilleri” adlı kitabı, Simurg Yay., İst., 1999).

Şimdi tutup bu “anadil” terimini “anadili” anlamında, yani bireyin ‘annesinden [ya da anne işlevi gören kişi/ler/den] edindiği (“öğrendiği” değil, edindiği) dil’ anlamında kullandınız mı, terime ikinci bir anlam yüklemiş oluyorsunuz. Dünya literatüründe yerleşik iki terimi tutup tek terime indirgemek, bir terbiye yokluğuna işaret. Dilbilimcilerin ya da eğitbilimcilerin onyıllarca konuşamamış olduğuna işaret de diyebiliriz. Düşünce özgürlüğünden yoksunluk tam böyle bir şey.
Arada bir uyaran çıksa bile hâlâ birbirine karıştırılan diğer bir terim çifti de, ‘anadilinde eğitim’ ile ‘anadil eğitimi’ ya da ‘anadilin öğretilmesi’ oluyor. Bir öncekinden farklı bir karışıklık biçimi bu: Onun kadar masum değil ve şimdiye kadar çoktan ortadan kalkmış olması gerekirdi. Öyle ki, ikisini çorba eden bazı yazarlar için, ‘anadilinde eğitim’ demiş olmamak için kurnazlık mı yapıyor diye kuşkuya kapılıyor insan. Kötü yüreklilik bu ya!

Belki konunun konuşulabilmesine yine de şükretmek ve bunca yılın yasaklarından sonra bu acemilikleri gerçekten olağan karşılamak lazım. Hatta, öğretmenlerin bunca çabasına rağmen eğitbilimcilerin hâlâ ortalıkta görünmemesi, konuyu yazıp çizmeye başlamamaları, yalnızca baskılardan değil, onun bir sonucu olarak cahil kalınmış olmasından da kaynaklanıyor diyebiliriz. Sorun eski, ama tam bir devekuşu politikasıyla görmezden gelinmiş. Şimdi bütün bir dünyanın deneyimi var incelenecek, yığınla yazı okunup yazılacak, eğitbilim (varsa) yenilenecek... Büyük iş. Hele bir de siyasi oklar tam ters yönü işaret etmeyi sürdürürken, pek şans yokmuş gibi bile görünebilir.

Bu konuda genel düzlemi aşan tek inceleme, anadilinde eğitimin maliyeti ne olabilir konulu bir yazıydı. Hangi ilkelere dayalı bir eğitimin maliyeti hangi yönteme göre hesaplanıyor belli değildi ama, sonuç kesindi: Bu maliyetin altından kalkılamaz!
MHP’li politikacılar, “bu bir pedagoji sorunu değildir” ya da “bunlar PKK’nın talepleridir” diyor. Anadilinde eğitim PKK’nın talepleri arasında da yer alıyorsa, bunda şaşılacak bir yön olmasa gerek. PKK, bir Kürt hareketidir. Ancak, herhangi bir gelişme sırf PKK talep etti diye yürürlüğe konmayacaksa durum zaten vahim demektir.

Öğretmenler bilir
Üstelik, anadilinde eğitim meselesi, adı üstünde, öncelikle bir pedagoji sorunu; pedagoji sözcüğü eğitim bilimi (eğitbilim) anlamına geliyor çünkü! Anadilinde eğitim çokboyutlu bir sorun ve pedagoji bunların en temel önemde olanlarından biri. Siyasal boyut da var elbette, tıpkı ruhbilimsel, dilbilimsel, toplumdilbilimsel, kültürel, hukuki, iktisadi, altyapısal, tarihsel, iletişimsel vb. boyutlar gibi.

Konuya biraz eğilenler ve bu arada öğretmenler, anadilinin uzun süre bir kırmızı çizgi konusu olamayacak kadar ivedi ve çokboyutlu olduğunu biliyor ya da seziyor. Yasin Ceylan’ın 3 Ekim tarihli Radikal İki’de yazdığı özyaşamöyküsel tanıklığın benzerleriyle her an karşılaşabiliyor onlar. Zora dayalı bir asimilasyonun dolaysız aracı olmak ya da olmamak ikilemiyle karşı karşıyalar. Özellikle de artık “bilmiyordum, meseleyi göremiyordum” deme olanağının kalmadığı günümüz koşullarında.

Asimilasyonun bir insanlık suçu olduğunu söyleyerek tarihe geçen Başbakan Erdoğan ise geçen gün, ta m da anadilinde eğitim talebi konusunda Türkiye’nin resmi dilini hatırlatmakla yetinmesinden birkaç gün sonra, Almanya’da Türkçeyi kastederek anadilinde eğitim talebinde bulunuyordu. Acaba Türkçe Almanya’da resmi dil olsun mu demek istiyordu Başbakan? Her neyse, bu tavır bir çifte standart olarak yeterince eleştirildi (bkz. 10.10 tarihli gazeteler).
Şu an Türkiye okullarında eğitim Türkçe başta olmak üzere yedi dilde veriliyor. Bunlardan üçü, yurttaşların anadilleri: Türkçe, Ermenice ve Rumca. Diğer eğitim dilleri, yani İngilizce, Fransızca, Almanca ve İtalyanca, bazı yurttaşların anadili oldukları için değil, dünyanın egemen dilleri oldukları için rağbet görüyor. Ve bütün bunlar bir anayasa sorunu oluşturuyor. Başka bir yazıda devam etmek üzere.

Duyuru

Kadın Yazarlar Derneği (KYD), yeni bir derleme yapıtın hazırlıklarına başladı. İlk ortak projelerinin adı “Tanıklıklarla 12 Eylül”dü ve başarıyla gerçekleştirilip kitap aynı adla yayımlanmıştı. 
Şimdiki projenin adı “Öteki Kadın Öyküleri” olarak duyuruldu. Derlemeye yine yalnızca kadınlar katılabilecek. Son teslim tarihi: 5 Ocak 2011. Diğer koşullar ve iletişim için: kydotekikadin@yahoo.com.trhttp://www.kadinyazarlardernegi.org.tr/web

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !